Metin Kutusu:  
Osman ERDOĞAN
Gümrük Muayene Memuru
Pc Gümrük Külliyatı Yapımcısı
osman-pw@hotmail.com
Yayın Dönemi: 2009

 

‘İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konula…’ fermanı

ve Kurumsal Kimlik

 

Hani bir deyim vardır; Gözlerime İnanamıyorum! Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2008/1 sayılı Genelgesini okuduğumda işte o deyim aklıma geldi ve okuduğuma inanamadım, tekrar-tekrar okudum. Lakin sonuç değişmedi. Ferman çıkarılarak ‘İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konula!’ talimatı verilmiş gibiydi.

Bu sefer, üç yıl önce Gümrük Dünyası’nda yayımlanan makalemde yer alan G.Bernard Shaw’un ünlü sözü aklıma geldi. Söz konusu makaleden kısaca bir alıntı yapacak olursak;

"Bu dünyada başarıya ulaşan insanlar istedikleri şartları yakalayan insanlardır. Eğer onları bulamazlarsa, kendileri yaparlar." G. Bernard Shaw

Yukarıda yapılan alıntı içindeki “Başarıya ulaşan” ifadesini; Gümrük Teşkilatı (Merkez ve taşra teşkilatı), Gümrük Personeli ve Yükümlüler açısından ayrı ayrı değerlendirmek gerekirse;

            a) Başarıya Ulaşan Gümrük Merkez Teşkilatı; Ülkenin coğrafi yapısı, sınır ötesi komşu ülkelerinin durumu ve global ekonomik aktörlerin, dış ticarette günlük-haftalık-aylık değişimleri takip edebilen ve bu değişimlere karşı alınması gerekli tavırları netleştirerek uygulanması için yetkilendirdiği taşra örgütünü harekete geçiren ve bu stratejiyi personel rejimi ile ücret politikası uygulamalarıyla istikrarlı ve devamlı sürdürebilen bir kuruluş,

            Başarıya Ulaşan Gümrük Taşra Teşkilatı ise; üstlendiği misyon ile verilen görev ve yetkiyi; profesyonel meslek memurları aracılığı ile dış ticaret erbabına (dolaylı olarak da kamuya) yansıtan ve ülke kalkınmasının menfaati yönünde hızlı, tarafsız ve doğru karar alabilen ve bu kararı uygulayan bir kuruluş,

b) Başarıya Ulaşan Gümrük Personeli; Yetki ve görevini bilen, bu yetki ve görevi karşılığında sosyal hayatta kendisine bir yer bulan (ki bu ancak, toplumca kabul edilebildiği sürece etkili olur),  sorumluluk eşittir ücret politikası çelişkisini yaşamadığı sürece kendini güçlü hissederek ailesiyle birlikte toplum içinde kendine hatırı sayılır yer bulan bir kişi,

c) Başarıya Ulaşan Yükümlü; Kuruluş amacı ve hedeflediği kâr marjını yakalayan, bu hedefler doğrultusunda globalleşen dünya ticaretinde bürokrasiyi hızla aşabilen ve faaliyetinin devamlılığını sağlayabilmek için öngörülebilen risklere karşı kendini koruyabilen ve geliştiren ticari bir kuruluş,

olurlarsa, başarıya ulaşanlar grubunda yer alırlar. B.Shaw’un dediği gibi, bunu hazır bulamaz ise kendileri yapacak veya yapmaya çalışacaklardır.

Gümrük Teşkilatının ilgili diğer kuruluşlarla işbirliği halinde; ülkenin iç ve dış dinamikleri arasındaki dengeyi koruması, bu faaliyetlerinde başarılı olabilmesi ve olması gereken saygınlığına kavuşabilmesi için, yukarıda tanımları yapılan “Başarıya Ulaşma” faktörlerinin her üçünün de birbiriyle çatışmadan örtüşmesini sağlayacak bir teşkilat yapısına kavuşması gerekmektedir. Aksi taktirde, strateji belirlemeleri sadece kağıt üzerinde düzenlenen veya hedeflenen “Etik Değerler” gibi kalacak ve geçmişten günümüze gelen sorunlarla uğraşmaya devam edilecektir...

Makalede bahsedildiği gibi, belirlenen hedefler için yapılan çalışmalar sonucu başarıya ulaşılması halinde doğal olarak kurumsal bir kimlik de oluşacaktır.

Konuyu bu çerçevede işleyecek olursak, 2008/1 sayılı genelgenin içeriğini oluşturan ceza uygulamalarının yerindelik veya mutlak butlan yönüyle irdelenmesi ve sonuçlarının ortaya konulması gerekmektedir.

2008/1 Genelgede kısaca; tavizli vergi uygulamasına esas teşkil eden belgelerle (EUR-1, FORM A, A.TR) bağlantılı fiillere 4458 sayılı Gümrük Kanununun 234 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (a) bendinin hangi durumlarda uygulanması gerektiği hususunda tereddüt hasıl olduğu belirtilerek, aynı Kanun’un 15-3 ve 234-1-a maddelerinden bahsedilerek;

“1- Söz konusu belgelerin (EUR-1, FORM A, A.TR) sahte olduğunun ortaya çıkması durumunda, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, tespit edilen vergi farkının %5’i aşması durumunda 234/1-a, aşmaması durumunda vergi farkına ek olarak  241/1 uygulanması,

2- Söz konusu belgelerin (EUR-1, FORM A, A.TR) sonradan yapılan kontrol veya teftişlerde kabul edilebilir olmadığının ya da sehven düzenlendiklerinin anlaşılması halinde indirimsiz vergi oranı üzerinden tahakkuk ettirilecek verginin tahsil edilmesi ve 241/1 uygulanması,

3- Söz konusu belgelerin (EUR-1, FORM A, A.TR) beyannamede gösterilmesine rağmen sonradan yapılan kontrol veya teftişlerde beyanname ekinde olmadığının tespit edilmesi durumunda, tespit edilen vergi farkının % 5’i aşması durumunda 234/1-a, aşmaması durumunda vergi farkına ek olarak 241/1 uygulanması,

uygun bulunmuştur.” denilmektedir.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Birinci Kitap Genel Hükümler bölümünde yer alan “Özel Kanunlarla İlişki” başlıklı 5’inci Maddesinde; “Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.” hükmü, aynı kanunun “Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi” başlıklı 3 üncü Maddesinde ise; “(1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.

(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.

(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.” hükmü yer almaktadır.

Bilindiği üzere, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 234-1-a maddesi;

“a) Eşyanın tarife uygulamasını etkileyen cins, tür ve niteliklerinde veya vergilendirmeye esas olan sayı, baş, ağırlık gibi ölçülerinde aykırılık görüldüğü ve beyana göre hesaplanan gümrük vergisi ile muayene sonuçlarına göre alınması gereken gümrük vergisi arasındaki fark %5'i aştığı takdirde, gümrük vergisinden ayrı olarak bu farkın üç katı para cezası alınır.”

Hükmünü içermekte olup, fıkranın ilk tümcesinde her ne kadar Gümrük Kanunu’nun 15 inci maddesinin 3’üncü fıkrasına zımnen atıf yapılmış olsa da, bu atfı sadece eşyanın  CİNS, TÜR ve NİTELİKLERİNDE olabilecek değişiklik halleri ile sınırlandırılmıştır. Bir başka ifadeyle eşyanın kendisinden bahsedilmektedir. Tümcenin devamında ise çok açık olarak sadece SAYI, BAŞ ve AĞIRLIK gibi ölçü birimlerindeki farklılıklardan bahsedilmiştir. Tüm bu koşullar yeterli görülmemiş ve nihai olarak, bunlardan herhangi biriyle birlikte vergi farkının da zuhur etmiş olması zorunlu kılınmıştır. Kısacası, vergi tahakkukunu etkileyen herhangi bir belge iptali veya geçersiz kılınmasından veya tercihli tarife değişikliğinden bahsedilmemiştir.

Cezaların genel hükmü prensibinden hareketle, bahse konu genelgenin sonuç kısmındaki talimatlardan 1 ve 3 üncü maddelerinin Gümrük Kanunu’nun 234-1/a maddesi amir hükmü doğrultusunda uygulanması, idareyi kaza-î merciler nezdinde zor durumda bırakabilecektir. İbraz edilen evrakların sahte olması durumunda, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu amir hükümlerinin işletilmesi tabiidir.

Bununla birlikte, söz konusu genelgede sadece “vergi farkı” ifadesi kullanılarak Gümrük Vergisi ve buna ilişkin ceza ele alınmış, KDV yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 51’inci Maddesinde; “Mükelleflerin ithalde beyan ettikleri matrahla tahakkuk veya inceleme yapanların veyahut teftişe yetkili kılınanların buldukları matrahlar üzerinden hesaplanan vergi farkları hakkında Gümrük Kanunu uyarınca Gümrük Vergisindeki esaslar dairesinde ceza uygulanır.” Hükmü yer almaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında mevcut Gümrük Kanunu ve bağlayıcı nitelikteki ceza genel hükümleri dikkate alınarak söz konusu genelgenin yeniden değerlendirilmesi; EUR-1, FORM A, A.TR ibrazının geçersiz kılınması durumunda gümrük vergisi için Gümrük Kanunun 234-1/a maddesi kapsamında ceza tatbik edilmemesi, özellikle geriye doğru yapılabilecek işlemlerde ileride daha da büyük sorunlar çıkarabilecek hukuki yanlışlığa başvurulmaması gerekmektedir. Diğer taraftan, gümrük vergisinin KDV matrahını etkileyen miktar üzerinden 3065 sayılı KDV kanunun 51 nci maddesinde zikredilen cezayı gerektiren matrah değişikliğinin Gümrük Kanunu’nun 234’üncü maddesine atıf yapılarak kıymet farkı (matrah) yönünden gerçekleştiği, bu bağlamda sadece gümrük vergisinin KDV matrahını etkileyen kısmına KDV için ceza tatbik edilmesi gerektiği düşünülmektedir.

Bununla birlikte, gündemde olan Gümrük Kanunu Değişiklik Taslağında 234 üncü maddenin yeniden düzenleneceği bilinmektedir. Tercihli tarife uygulamalarında kullanılan EUR.1 Dolaşım Sertifikası, FORM A Belgesi ve A.TR Dolaşım Belgesi’nin ilgili mevzuatlarında sonradan ibraz edilebilmeleri unsurunun da dikkate alınarak, konunun yeniden ve daha detaylı ele alınması uygun olacaktır.

SONUÇ:

Deyimler ve ünlü sözlerle başlayıp bir genelgenin hukuki yönden irdelenmesiyle devam eden iş bu yazının kurumsal kimlikle ne alakası var! diyebilirsiniz. Unutulmamalıdır ki, gümrük teşkilatının teorideki mevzuat hükümleri uygulamada olay bazında yorumlanmaya muhtaçtır. Bu bağlamda, resmi gazetede yayımlanmış mevzuat metinlerinden daha fazla genelge ve tasarruflu (talimat) yazılar ile güncel kalmak veya güncelliği yakalamak zorundadır.

İdari uygulamadaki bu yorumlamalar vergilerin tarhı, tahakkuku ve tahsili ile cezai işlem  tatbik etmeye vardığında, çok daha dikkatli olunması gerekmektedir. Kamuya karşı enformasyon eksikliği zaten var olan bir kurum olarak, bir de genelge ve tasarruflu yazılar ile kanunlara açıkça aykırılık teşkil eden talimatların, ‘Başarıya Ulaşan Kurum’ hedefinde kurumsal kimliğe zarar verip vermeyeceği pek tabii ki tartışılmalıdır.

Not: makalenin içeriği 07.10.2010 tarihiden sonra kanunda yeniden düzenlenmiştir.