Yayın Dönemi: 2010

Osman ERDOĞAN

Gümrük Muayene Memuru

Pc Gümrük Külliyatı Yapımcısı

osman-pw@hotmail.com

0505 626 92 56

 

GÜMRÜK İDARİ PARA CEZALARININ TEBLİĞİ, TAHSİLİ, USULU VE ESASLARI İLE ZAMAN AŞIMI HAKKINDA DEĞERLENDİRİLMELER

 

5326 Sayılı Kabahatler Kanunun 3.maddesinde yer alan genel hükümlerin (19.12.2006 tarih ve 26381 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanan 5560 sayılı Kanun ile değişik) yürürlüğe girmesi ile 4458 Sayılı Gümrük Kanunundaki para cezalarına ilişkin genel hükümlerin uygulama imkanı zımnen ortadan kaldırılmış; Ceza Kararını Verme Yetkisi ile Ceza Kararlarının Tebliği başta olmak üzere, idari para cezalarının nasıl uygulanacağı, kimlere idari para cezası verileceği, zaman aşımının nasıl uygulanacağı, para cezalarının geri verilmesi, cezada indirim oranı ve indirimden faydalanılması halinde itirazın söz konusu olup olmayacağı, ikramiye ödemesinin olup olmayacağı ile hakkında ceza öngörülen kişilerde kasıt aranıp aranmayacağı, iştirak halinde kimlere ceza verileceği, teşebbüs olması halinde cezanın nasıl olacağı gibi hususlarda tereddütler yaşanmış, bu tereddütlerin giderilmesi için;

- Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2008/9 ve 2009/2 Genelgeleri ile değişik 2008/5 sayılı 04.02.2008 tarihli Genelgeleri,

- Gümrükler Kontrol Genel Müdürlüğünün 2009/25 sayılı 22.04.2009 tarihli Genelgeleri,

- Gümrük Müsteşarlığı Hukuk Müşavirliğinin 2009/2 sayılı Genelgeleri, yayımlanmış ve uygulamada birliğin sağlanması temin edilmeye çalışılmıştır.

Nihai olarak, 4458 sayılı Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair 5911 sayılı Kanunun 07.10.2009 tarihinde yürürlüğe girmesi ile de idari para cezaları açısından Gümrük Kanunu, Kabahatler Kanununa paralel hale getirilmiştir.

Ancak, uygulamada birliğin sağlanabilmesi ve yapılan değişikliklerin amaca uygun yürütülebilmesi için aşağıdaki hususların ivedilikle değerlendirilmesi ile gereken tedbirlerin alınmasının önemli olduğu düşünülmektedir.

Gümrük Kanunun  “Cezalar/Genel Hükümler” bölümünde yer alan 232.Maddesinde; “1. Bu Kısmın İkinci Bölüm hükümlerine göre gümrük vergileri ile birlikte alınması gereken para cezaları bu vergiler ile aynı zamanda karara bağlanarak tebliğ edilir ve aynı zamanda ödenir.

2. Bu Kanun uyarınca idari yaptırım kararları gümrük idarelerinin amirleri veya yardımcıları tarafından verilir.” hükmü yer almakta olup,  

Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü’nün 02.06.2009 tarih ve 2450 sayılı TBMM’ne muhatap yazıları eki 5911 sayılı Kanunun Genel Gerekçe ve Madde Gerekçelerinde, cezalarla ilgili; “… özellikle para cezası uygulanmasına ilişkin hükümlerde tereddüt yaratmayacak ifadelerle daha açıklayıcı bir düzenlemeye gidilmesi hususları da göz önünde bulundurularak yeni bir Tasarı hazırlanmıştır. …

Para cezalarının da gümrük vergileri ile birlikte aynı anda karara bağlanıp tebliğ edilebilmesi imkanı getirilmiş; para cezalarının zaman aşımı süresi de, gümrük vergileri için yapılan değişikliğe paralel olarak 5 yıla çıkarılmış; ve ayrıca gümrük vergileri ve para cezalarının tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenmesi ve tebliğ edilen gümrük vergileri ile para cezalarına ilişkin kararlara idari itiraz süresi ödeme süresine paralel biçimde 15 güne çıkarılmak suretiyle ödeme ve itiraz süreleri arasındaki farklılık giderilmiştir. …

MADDE 34- 232 nci maddede yapılan düzenleme ile, gümrük vergileri ile birlikte alınması gereken para cezalarının bu vergiler ile aynı zamanda karara bağlanarak tebliğ edilmesi ve aynı zamanda ödenmesi esası benimsenerek, bunların etkili biçimde takibi ve bilhassa para cezalarının zamanaşımına uğraması ihtimalinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır

ifadelerine yer verildiği görülmektedir.

Para cezalarının gümrük vergileri ile birlikte alınmasının amaçları açısından bakıldığında idari işlemlerde sadeleştirme yapıldığı, takibat ve tahsilatta kolaylık sağlanacağının hedeflendiği açıktır. Ancak, uygulamada başkaca sorunların çıkıp çıkmayacağı ile hedeflenen amaca ulaşmanın ne derece mümkün olacağının değerlendirilip değerlendirilmediğinin sorgulanması gerekmektedir.

Şöyle ki;

- İdari para cezaları Kabahatler Kanunu genel hükümleri çerçevesinde değerlendirildiğine göre itiraza konu olan ek gümrük vergileri tahakkukuna isabet edecek idari para cezaları da vergilerle birlikte tebliğ edilebilecek midir?

- Tebliğ edilebileceği öngörülüyor ise, idari itiraz mercileri tüketildikten sonra kaza-i merciler nezdinde dava açılması aşamasında vergiler için 30 gün, cezalar için 60 gün süre ile dava açma takibat süresi aynı dosyada 2577 sayılı Kanun kapsamında iki ayrı takibat gerektirmeyecek midir?

- Vergiler için 30 gün, cezalar için 60 günlük sürenin takip edilebildiğini varsayalım, 2577 sayılı Kanun kapsamında vergiler için dava açıldığında tahsilat işlemi durmasına karşın, idari para cezasına karşı dava açılması tahsilat işlemini durdurabilecek midir?

- İtiraza konu vergiler için dava açıldığı anda tahsilat işlemi durduğu halde, para cezası için yükümlüsünce “yürütmenin durdurulması” hakkında dava açılmaması halinde idari işlemin devam etmesi gerektiği sabit olduğundan, vergiler ve idari para cezalar için farklı takibat zorunlu olmayacak mıdır?

- Yükümlüsünce ‘yürütmenin durdurulması’ amaçlı dava açıldığında, bir işlem için birden fazla dava açıldığı ve davaların idarenin aleyhine sonuçlanması halinde bir işlem için birden fazla mahkeme masrafının idareye yükletileceği hususu dikkate alınmış mıdır?

- Yükümlüsünce mahkeme nezdinde yürütmenin durdurulması isteminde bulunulmaması durumunda, dava açılması ile vergiler için tahsilat işleminin durdurulmasına karşın, para cezalarının yürütmesi durdurulamayacağından dolayı, söz konusu para cezalarının tahsili için gerektiğinde haciz işlemine varana kadar takibatın zorunlu olacağı değerlendirilmiş midir?

- Sonuç olarak, para cezasını doğuran olay (ek gümrük vergileri tahakkuku) itiraza konu olduğu sürece idari para cezasının tebliğinden bahsetmek mümkün müdür?

Yukarıdaki soru ve tereddütlere kanunda yer alan bir tümce gerçekte cevap vermekte olmasına karşın, bu hususun merkez ve taşra teşkilatında yeknesak uygulamaya konu olabilmesi için ek bir idari düzenlemeye gereksinim olduğu düşünülmektedir. 

Söz konusu tümceyi tekrarlamak gerekir ise, Gümrük Kanununun 232.maddesinin 1.fıkrasında “…gümrük vergileri ile birlikte alınması gereken para cezaları …” ifadesi yer almaktadır. Ek gümrük vergilerine yükümlüsünce itiraz edilmesi durumunda, ek vergiler kesinleşmediği için tahsilat yapılamayacak olup, para cezasının vergilerle birlikte tahsili de söz konusu olmayacaktır. O halde, sadece itiraza konu olmayan ek gümrük vergilerine isabet edecek olan idari para cezalarının vergilerle birlikte tebliği ve tahsili yoluna gidilmesinin daha doğru olacağı, aksi taktirde 5911 sayılı Kanunun gerekçe maddeleri ve 4458 sayılı Kanunda yapılan yeni  düzenlemelerden amaçlanan faydaya ulaşılamayacağı, tam aksine işlem yoğunluğu ve takibat zorluğunun artacağı, gereksiz ihtilaf dosyaları ve hatta gereksiz hazine kaybı ve tazminat davalarına sebebiyet verilebileceği düşünülmektedir.

Yukarıdaki usul ve esas tartışmasına ilave olarak para cezalarında zaman aşımının da irdelenmesi gerekmektedir. Gümrük Kanununun 197/2.Maddesinde; “2. Yapılan denetlemeler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen veya 1 inci fıkrada belirtilen şekilde tebliğ edilemeyen gümrük vergilerine ilişkin tebligat, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içinde yapılır. ...” hükmünün yer aldığı, bunun istisnası olarak da yine aynı maddenin 4.fıkrasında; “4. Gümrük vergileri alacakları, ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve zaman aşımı daha uzun bulunan bu fiil nedeniyle ceza davası açılmış olmak kaydıyla, bu alacaklar Türk Ceza Kanunundaki dava ve ceza zamanaşımı süreleri içerisinde kovuşturulup tahsil edilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bir başka ifade ile, vergi zaman aşımının Türk Ceza Kanuna göre istisnai süre uzatımı olmasına karşın, Kabahatler Kanununa göre idari para cezaları için herhangi bir süre uzatımı söz konusu olmayıp, sadece nispi veya maktu ceza miktarlarına göre zaman aşamı süreleri belirlenmiştir.

Konuyla ilgili Danıştay Yedinci Daire Başkanlığının 23.05.2006 tarih ve Karar 2006/1710, Esas 2005/3842 sayılı oy birliği ile alınan kararın son bölümünde; “Olayda; davacı şirket adına alınan ceza kararlarına konu para cezalarının dayanağını oluşturan vergilere ilişkin tebligatın, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıllık zaman aşımı süresi geçirildikten sonra yapılmış olması ve davalı idarece de, beyanname nedeniyle, tahakkuk zaman aşımı süresi içerisinde zaman aşımını durduracak idari dava veya ceza davası açıldığı ya da gümrük yükümlülüğünü doğuran olayın ceza uygulanmasını gerektirmesi nedeniyle ilgililer hakkında açılmış bir ceza davasının varlığı konusunda herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmamış bulunması karşısında; zaman aşımına uğraması nedeniyle alınması olanaklı olmayan vergilere dayanılarak ceza uygulanması hukuka uygun olmayacağından, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sonucu itibarıyla yerinde bulunan mahkeme kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.” hükmüne yer verilmiş olup, açık ve net bir şekilde içtihat oluşturulmuş olduğundan, vergi zaman aşınının dikkate alınmadan yapılacak idari para cezası işlemlerinin kaza-i merciler nezdinde idare aleyhine sonuçlanacağı dikkate alınmalıdır.

Buraya kadar anlatılmaya çalışılan, mevcut uygulamadaki farklılıklar ile ileriki dönemlerde derinleşmesi muhtemel sorunların en temelinde 4458 Sayılı Gümrük Kanununa göre uygulanması gereken idari para cezalarının “Vergi kaybından kaynaklanan para cezaları” ile “Usulsüzlük cezaları” şeklinde iki ayrı kategoride değerlendirilmemiş olmasıdır. Gerçekte bu iki husus kanunun “Cezalar” başlıklı Onbirinci Kısım altında 3 ayrı bölümde toplanmıştır.

-Birinci bölüm “Genel Hükümler”,

-İkinci bölüm “Vergi Kaybına Neden Olan İşlemlere Uygulanacak Cezalar” ve

-Üçüncü bölüm ise “Usulsüzlüklere İlişkin Cezalar” şeklindedir. Bununla birlikte, 5326 sayılı Kanunun 3 üncü veya Ek Maddelerinde Gümrük Kanununa ilişkin istisnai bir hüküm getirilmediği için denetim birimlerince, direkt kabahatler kanunundaki ceza zaman aşımları dikkate alınarak, vergi tahakkukunun kesinleşip kesinleşmeyeceği irdelenmeden doğrudan geriye doğru cezai işlem yapılması talepleriyle idareler karşı karşıya kalmaktadırlar. Usulsüzlük cezaları için bu hükmün uygulanması yerinde olabilir, ancak vergi kaybına neden olan işlemlere uygulanacak idari para cezaları için bunun söz konusu olamayacağı şeklinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak, vergi kaybına ilişkin uygulanacak müeyyide kapsamındaki para cezalarının Kabahatler Kanunu uygulama alanından çıkarılması, ek tahakkuka konu olan vergilerin kesinleşmeden para cezası tatbikatının yapılmaması, zaman aşımının vergi zaman aşımı ile paralel uygulanması ve gümrük vergilerine ilişkin ek tahakkuklara itiraz edilmiş olması halinde para cezalarına ilişkin kararların resen yürürlüğünün durdurulması şeklinde düzenlemeler yapılmasının yerinde olacağı düşünülmektedir.